11 Mayıs 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) COVID-19′ u global bir salgın olarak duyurdu. Bu duyuru sonrasında dünyanın her tarafından vaka haberleri peşi sıra geldi. Milyonlarca insanın virüsle enfekte olması ve çok sayıda vefat haberiyle birlikte bütün ülkelerde ciddi sorunlar ve karmaşalar yaşandı.

COVID-19′ un artmasını engellemek isteyen devletler, zorunlu faaliyet gerektirmeyen sektörleri kapanmaya gidilmiş ve sokağa çıkma kısıtlamaları, şehirler arası giriş-çıkışlarda alınan önlemler alınmıştır. Alınan bu önlemler her ne kadar salgının yaygınlaşmasını engellemek için olumlu sonuçlar doğursa da ekonomik faaliyet alanını son derece daraltmış ve sektörleri kötü etkilemiştir.

Salgın sebebiyle alınan tedbirler, tekstil ve hazır giyim sektörünü de önemli bir şekilde etkilemiştir. Alınan önlemler çerçevesinde gerçekleşen karantinalar, sokağa çıkma kısıtlamaları neticesinde gerek yurt içi gerekse yurt dışı pazarlarında daralmaya gidilmiş; sektör bu salgından büyük ölçüde kötü geri dönüşler almıştır.

Bununla birlikte pandemiden olumlu etkilenen sektörler de mevcuttur. Pandeminin etkilerinden korunmanın üç temel yöntemi vardır. Bu yöntemler; maske kullanmak, sosyal mesafeyi korumak ve hijyene dikkat etmek şeklinde sıralanabilir. Bu üç yöntemden bir tanesi olan sosyal mesafeyi korumak eylemi ekonomi biliminde ekonomik değeri olmayan bir eylem olduğu için serbest mallar kategorisinde yer almaktadır. Lakin maske kullanmak ve hijyene dikkat etmek eylemleri ekonomik değerleri olan birer eylem oldukları için ekonomi biliminde bu mallar ekonomik mallar kategorisinde yer almaktadır.

Salgın devam ettiği sürece, maske sadece sağlık sektöründe çalışanlar ve çalışma esnasında maske takma zorunluluğu bulunan diğer sektörlerde çalışanların değil, tüm Dünya’da insanların takmak zorunda oldukları zorunlu bir mal haline gelmiştir. Hatta salgının etkisi sona erdikten sonra da maske takılması zorunlu olan sektörler dışındaki alanlarda veya toplumlarda bazı insanlar için maskenin zorunlu bir mal olarak kalabileceğini söylemek mümkündür.

Bu sebeplerle salgın sürecinde insanlar için zorunlu mal kategorisine giren maskelerin üretimi için birçok sektör devreye girmiş ve maske satışları hızla artmıştır. Hatta bu süreçte maske ihracatı ve ithalatı artış gösterirken, dış ticarete konu olan maskelerin tedarikinde yaşanan sıkıntılar yüzünden bazı ülkeler arasında siyasi ve diplomatik krizler ortaya çıkmıştır.

COVID-19 salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşanan bu gelişmeler salgının seyrine bağlı olarak geçici veya daimi yeni istihdam alanlarının açılmasına olanak sağlamış, insanlar için yeni bir tüketim kalemi olarak maske tüketimini ortaya çıkartmıştır. Dolayısıyla salgının seyrine bağlı olarak tüketimi ve üretimi artan bu kalemin istihdam ve gelir açısından sağlık ekonomisi üzerinde ciddi bir katkısının olduğu ve bu katkının devam edeceği öngörülmektedir. Tekstil sektörü de gerekli talep ve ihtiyaçları karşılayabilmek için gerekli tedariklerde bulunmuş (kumaşlar, dokuma makineleri vb.) ve sektör kendi içinde gerekli uyumu sağlayarak yaşamını devam ettirmiş, ilişkili sektörlerin canlanmasına olanak sağlamıştır.

Yaşanan bu süreç sağlık olmadan ülke ekonomilerinin çarklarının dönemeyeceğini; aynı şekilde ekonomide çarkların dönmediği zaman ülkelerin sağlık sistemlerinin çalışamayacağını göstermektedir. Diğer bir ifadeyle ülkelerde sağlık sistemi işin talep tarafında yer alırken; ekonomik sistem ise işin arz tarafında yer almakta ve bu iki sistem birbirini adeta destekleyen niteliktedir. 

Sonuç olarak tüm dünyayı etkileyen salgın süreci toplumu ve pek çok sektörü olumsuz etkilemiştir. Salgına adapte olan ve kulvarını geliştirerek mevcut koşulları yaşamlarını sürdürmek için fırsata çeviren ve üretimlerini arttıran firmalar varlıklarını sürdürmeye devam etmektedir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.